Ana içeriğe atla

Neden Osmanlı Türkçesi değil de Osmanlıca?


SİZCE NEDEN ÖYLE?

Ülkemizde genel bir kanı var. Osmanlıca... vatandaşlarımız bunu ya yeni bir dil olarak kabul ediyor ya da başka dillerin parçası olarak kabul ediyorlar. Peki neden Türkçe olarak kabul edilmiyor? Neden mi? Çünkü bu kanının oluşmasına sebep olan unsur tek başına olmamakla birlikte büyük bir çoğunluğu harf sisteminden kaynaklanıyor . Latin harfleri yerine Arap harfleri kullanıldığı için insanlar bunu Türkçe olarak algılayamıyor, sanki Arapça'nın kardeşi yeni bir dilmiş gözüyle bakıyor. Bu kanı yanlış olmakla birlikte son derece ilginç bir durumdur. Yolda okunan herhangi bir Osmanlı Türkçesi metnini gören insanlar ya Arapça okuyor gözüyle bakıyor ya da Kuran-ı Kerim gözüyle. Hatta toplu taşıma araçlarında "sen Kuran okuyorsun geç otur da oku diyenler bile var." Bu vatandaşımızın kutsal değerlere son derece bağlı olduğunu göstermekle birlikte aslında araştırmayıp körü körüne söylenilen her şeye inandıklarını da gözler önüne sermektedir. Peki bu yanlışlık nasıl düzeltilebilir? İşte bu konu hakkında birçok çalışma var. Yeterli olmasa bile... Bizim amacımız ise sosyal medya ve İnternet yoluyla insanların akıllarına yerleşen bu genel kanıyı değiştirebilmek... Yaptığımız iş belki denizde bir damla olabilir ancak biz inanıyoruz ki bize inanan ve güvenen bir kişinin olması aslında dünyanın değişmesi için önemli bir başlangıçtır.

İlerleyen zamanlarda Osmanlı Türkçesinin gelişim evresinin nasıl olduğunu, geliştirmek için ne tür çalışmalar yapıldığını, geçmiş dönemlerden itibaren yaşamış olduğu değişimleri ve özellikle de Osmanlı Türkçesinin bir Arapça ya da farklı bir dil olarak akıllarımızda kalmasına sebep olan kurallarını göreceğiz. İlerleyen yazılarda görüşmek üzere saygılarımla.

                                                                                                         Nazife Nur Yılmaz.
       

Bu blogdaki popüler yayınlar

OSMANLI TÜRKÇESİNDE FARSÇA YAPILI İSİM VE SIFAT TAMLAMALARI

Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlerle yepyeni bir konuya geçiş yapacağız. Osmanlı türkçesindeki Arapça ve Farsça yapılı tamlamaların nasıl olduğunu ve yapılarının nasıl kurulduğunu sizlere anlatmaya çalışacağız. Bunun için öncelikle Farsça yapılı tamlamalara bakacağız. Gelin beraber bu tamlamaların nasıl olduğunu görelim: Osmanlı Türkçesinde Türkçe isim ve sıfat tamlamalarının yanı sıra Farsça ve Arapça isim ve sıfat tamlamaları da kullanılmış, hatta bunlardan bilhassa Farsça tamlamaların olmadığı bir metin oluşturulamaz olmuştur. Türkçedeki isim ve sıfat tamlamalarının kuruluşu şöyledir: Bahçenin kapısı Bahçe kapısı yeşil bahçe Bu ilk iki kelime grubu da isim tamlamasıdır. Burada asıl unsur kapı kelimesidir ve buna tamlanan denir. Bahçe kelimesi ise yardımcı unsurdur ve buna da tamlayan denir.  Birinci tamlamada tamlayan unsuru +nın ilgi hâli ekini aldığı için belirtili isim tamlaması ismini alırken ikinci tamlamada ilgi hâli eki olmadığı için ve sa...

OSMANLI TÜRKÇESİ

Türklerin Anadolu'ya 11. yüzyıldan itibaren yerleşmesinden sonra 13. yüzyılda Türkçe, Anadolu'da bir yazı dili olarak gelişmeye başladı. (Develi 2016: 11) Selçuklu Devleti içerisinde Arapça ve Farsça ağırlıklı bir dil kullanılmakta olup Farsça'nın devletin resmi dili olması sebebiyle Türkçe, fazla gelişme alanı bulamamıştır. Ancak Selçuklu Devletinin zayıflaması ile birlikte kullanılan bu resmi dil de parçalanıp gitmiştir. Osmanlı Devletinin kurulmasıyla birlikte artık Arapça ve Farsça ağırlıklı bir dil yerine Türkçe önem kazanmaya başlamış hatta üç kıtada konuşulan bir dil haline gelmiştir. Tabi ki bu durum bir anda olmamıştır. Öncelikle devletin içerisinde çeşitli gelişmeler olmuş, devlet sadece toprak fethetmekle kalmamış, gönülleri de fethetmeyi başarmış ve böylece oluşan sağlam güven çerçevesinde insanlar Türkçeyi daha çabuk benimseyip konuşabilmişlerdir. İlerleyen dönemlerde bir çok yerin fethedilmesi yani neredeyse üç kıtaya da hakim olunması sebebiyle kulla...

OSMANLI TÜRKÇESİ 2- GÖRÜLEN GEÇMİŞ ZAMAN EKİ

                                                   OSMANLI TÜRKÇESİ 2-                                  GÖRÜLEN GEÇMİŞ ZAMAN-  دى - Dİ (DI,DU,DÜ,TI,TU,TÜ) (GEÇMİŞ ZAMAN EKİ)   :  دى  şeklinde gösterilir. görülen geçmiş zaman, geçmişteki faaliyetin bizzat görüldüğü, bizzat yapıldığı zaman sigâsına verilen isimdir. Ek ses uyumlarına normal olarak uysa da Osmanlı Türkçesinde uymaz. Osmanlı Türkçesinde bu ekin bir tek yazılış şekli vardır ve her daim o yazılışı kullanılır. Bununla birlikte Osmanlı Türkçesi metinleri okunurken ses uyumlarına da uyulur. Yani görülen geçmiş zaman eki yazılış olarak tek biçimli olup kurallara uymazken okunuşta bütün kurallara uyularak okunur. Bu ek Köktürk Türkçesinde sadece +D harfi ile karşılanmaktadır. Örneğin;...